Instagram
Mavi Tuğba Karademir   "Şiir bi akıl hastalığıdır."  face: /KarademirTugba
twitter: @TugbaKarademir
aldım kalemi elime,bir kalem en fazla kaç kez ele alınabilirse iştebir yaraya en fazla kaç kez dikiş atılabilirse o kadar dikiş atarakyazdım bağıra bağıra;"siz hepiniz, ben tek!"okumadınız.dikişlerim bir kez daha attıyüzünüze sıçrayan kandan utanmadınız.**siz hiç uçurum yuttunuz mu?bir uçurumu yutmak, o uçurumdan atlamaktan daha zordur; bildim.ben hep en zora maruz kaldımçok yağdım, henüz dindim.”keza bir kazaya kurban gitsem; mazeretimdin.beni hep sıradışı bi kadın olarak bildin.haklıydın.benim kalbim damarlarıma kan pompalamazdı, damarlarım kalbime kan pompalardı örneğin.seni sürünerek terk etsem, koşarak dönerdim.ellerimde ayva çiçeği;nar vermesini beklerdim.”diyemedim.uykusunda düşer gibi olur ya insanben hiç bu yüzden irkilmedimdüşmek; benim icra edebildiğim tek mesleğim.tutmak sizin sağlam fobiniz, fobiniz tek ortak noktanız.tanrım!ellerimde arnavut kaldırımlarıbirinizin çıkıp şarkı söylemesini bekledim.beklerken şiir okudum, edebiyat tükendi.hatalıydınız, aradım; açmadınız.yazdım, okumadınız.sinyal verdim, düş verdim, yüz verdim, aşk verdim; almadınız.ağlayan bi kadın susturulmaz ki, dedim; anlamadınız.beni susturdunuz, ağlamadınız.içinizi bilmiyordum, hiç anlatmadınız.bazen af dilediniz, yalvardınız.daha ölümcül darbeler vermek için gelmiş olabileceğinizi hesaba katamadım; kapıyı açtım.size alıştımkahretsin!yarı yolda bıraktınız sesimi, elimi, gözlerimi, beni, hep beni, tümüyle beni.ıslık çaldım arkanızdan,ağrılıydım,çok bağırdım,sesim kısıldı; duymadınız.şimdi bir yaraya en fazla kaç kez dikiş atılabilirse, yenidenatarakdişlerimi sıka sıkadüşlerimi düşürdüğünüz bu gecekalemi aldım elimebu kez okusanız da, okumasanız da canınız cehenneme:"SİZ HEPİNİZ, BEN TEK!"-Mavi Tuğba Karademir

aldım kalemi elime,
bir kalem en fazla kaç kez ele alınabilirse işte
bir yaraya en fazla kaç kez dikiş atılabilirse o kadar dikiş atarak
yazdım bağıra bağıra;
"siz hepiniz, ben tek!"
okumadınız.
dikişlerim bir kez daha attı
yüzünüze sıçrayan kandan utanmadınız.

**

siz hiç uçurum yuttunuz mu?
bir uçurumu yutmak, o uçurumdan atlamaktan daha zordur; bildim.
ben hep en zora maruz kaldım
çok yağdım, henüz dindim.
keza bir kazaya kurban gitsem; mazeretimdin.
beni hep sıradışı bi kadın olarak bildin.
haklıydın.
benim kalbim damarlarıma kan pompalamazdı, damarlarım kalbime kan pompalardı örneğin.
seni sürünerek terk etsem, koşarak dönerdim.
ellerimde ayva çiçeği;
nar vermesini beklerdim.”
diyemedim.

uykusunda düşer gibi olur ya insan
ben hiç bu yüzden irkilmedim
düşmek; benim icra edebildiğim tek mesleğim.
tutmak sizin sağlam fobiniz, fobiniz tek ortak noktanız.
tanrım!
ellerimde arnavut kaldırımları
birinizin çıkıp şarkı söylemesini bekledim.
beklerken şiir okudum, edebiyat tükendi.

hatalıydınız, aradım; açmadınız.
yazdım, okumadınız.
sinyal verdim, düş verdim, yüz verdim, aşk verdim; almadınız.
ağlayan bi kadın susturulmaz ki, dedim; anlamadınız.
beni susturdunuz, ağlamadınız.
içinizi bilmiyordum, hiç anlatmadınız.
bazen af dilediniz, yalvardınız.
daha ölümcül darbeler vermek için gelmiş olabileceğinizi hesaba katamadım; kapıyı açtım.
size alıştım
kahretsin!
yarı yolda bıraktınız sesimi, elimi, gözlerimi, beni, hep beni, tümüyle beni.
ıslık çaldım arkanızdan,
ağrılıydım,
çok bağırdım,
sesim kısıldı; duymadınız.

şimdi bir yaraya en fazla kaç kez dikiş atılabilirse, yeniden
atarak
dişlerimi sıka sıka
düşlerimi düşürdüğünüz bu gece
kalemi aldım elime
bu kez okusanız da, okumasanız da canınız cehenneme:
"SİZ HEPİNİZ, BEN TEK!"

-Mavi Tuğba Karademir

Yağmurla ilgili yazdığın yazı öyle etkileyici ki, şu an kadıköyde yağmur yağıyor. Sözcüklerini okuduktan sonra başımı çevirip bi yağmur tanesini izledim. Yazdıklarını yaşadım. Öyle derdinden hissettim ki sanırım her yağmur yağdığında hatırlayacağım bi anıya dönüştü. Sonsuza dek saklamak istedim.

Ah, hangi yazım o bilemedim. Yağmur çok fazla yazımda yer alıyor açıkçası. Ayrıca çokça teşekkür ederim. Yüreğine dokunabilmişse kalemim, ne mutlu bana. ^^

Hissetmemeyi sağlamak acı verir mi bir süreden sonra insana?
Anonymous

Acı verirse bu hissetmemek olmuyor? Yani hissetmemekten kastın sadece aşk veya benzeri duygularsa bilemem. Ama benim zaman zaman bahsettiğim hissizlik robotlaşma durumu. Tam manası ile. Kaldı ki sadece senin dediğin türden bi hissizlik bile, acı vermez. Sadece şu oluyor, acı çekmeyi bile isteyecek raddeye geliyorsun. İçinde bulunduğun durum seni rahatsız ediyor. Çok farklı ya, nasıl anlatacağımı bilemedim.

Yalnızlık konulu bi kaç kitap önerir misin lütfen?
Anonymous

Yalnızlık konulu kitap ne ola ki. Kitap dediğin türleriyle ayrılır, konularıyla değil. Şimdi ben yalnızlık konulu kalın bi roman önersem ama sen roman değil öykü ya da şiir seviyorsan çok anlamsız olur, keyif alamazsın o kitaptan. Hani sıkça kitap önerisi istiyorsunuz da ben “Öneriler” kategorisini boşa açmadım arkadaşlar. Orada çeşit çeşit kitap var arkadaşlar. Gerçi yakın zamanda güncellemem gerek listeyi lakin şu haliyle de çok güzel kitaplar barındırıyor o liste.

Kitap okurken kulaklık takarmısın?
Anonymous

Kulaklık, müziksiz mi? Müzik dinler misin dersen keyfime bağlı, çoğunca şayet müzikle okuyacaksa klasik müzik tercih ediyorum ama her koşulda kitap okuyan insanım ben. Gürültüydü falandı filandı beni rahatsız etmez. 

Şayet ağladıysam seni bir sonbahar akşamı
Bu mevsimleri sevdiğim anlamına gelir. 
Patladıysa içimde boynu bükük bir havai fişek 
Bu da yıldızlara küstüğümün kanıtıdır .
(not al)

Alafranga sevgiler yetiştirdiysem sana 
Afrika’nın en ücra köşelerinde 
Ve adına bir kıta yazmak için 
Bir kıtaya ayak bastıysam 
Bu benim salaklığımı simgeler 
(görmezden gel)

Bir kaplumbağanın kabuğuna 
Siper ettiysem hayatımı
Ve neşter işlemeyen deriler dikip kendime
Hiç yağmayacak yağmurlar biriktirmişsem gökyüzüme
Bu benim güçsüzlüğümü ifade eder 
(bilmezden gel)

Ben şu sıralar bir doğru üzerinde 
Başlangıç noktasından oldukça uzaktayım 
Çağırma beni 
(sevmezden gel)

Şiir: Efla Özgür 
Seslendiren: Mavi Tuğba Karademir
Papatya kalpli kadın! Yazıların dertsiz birini bile dertlendirecek türden. Mutlu insanı salya sümük ağlatacak cinsten. Yani ellerine kalemine sağlık be papatyam. Senin gibisi gelmez bir daha dünyaya.
Anonymous

Ah öpüyorum ruhunu kocaman! Çok teşekkür ederim lakin abartıyorsunuz yahu, ne kalemler var, neler neler var, ben yolun başındayım ama güzel bakıyor, güzel görüyor ve hissediyorsunuz. Bundan kaynaklanıyor bu etki. Eksik olma canısım. Şiirle kal. 

Gazetecilik okumana gerek yok gazeteci olman için
Anonymous

Hadi canım? Farkındaysan mesleğim dedim. Ben zaten gazeteciyim. Benim niyetim mesleğimin bölümünü okumak. Sevmediğim bi bölümde kendimi yormak veya zorlamak istemiyorum. Derslere seve seve gitmek, tutkumu okulumda da icra etmek istiyorum. Hem daha önceki referanslarımın yanı sıra bu diploma da benim için çok iyi bi avantaj olur kariyerim açısından. Öyle yani.

Sevgili mavilerin en yorgun şiirleri en solgun şairim. Özlettin yazılarını, ne zaman geliyor yeni bir yazı ? Yazı demek de doğru olmaz elbet. Seninkiler bir başka... Yüreğinden dökülür mısraları şiirinin... Ah mavilerin en hüzünlüsü kimse yakamasın bir daha böyle canını dilerim... Yazmak akıl işi değildir azizim. Ve hüzünle beslenir şairin kalemi... Burada yağmur var gözlerimi ıslatan, bilirim yağmuru sevmezsin... Benimde tıpkı seninkl gibi kötü geçer yağmurlu günlerim

Ah güzeller güzelim, teşekkür ederim sıcaklığın ve güzel düşüncelerin için. Dün iki tane yeni yazı paylaşmıştım, birini kaldırdım diğeri hala aşağıda olmalı. Okuyan gözlerinden öperim.

"Şiir bir akıl hastalığıdır" demişler hem, boşuna değil. 

Yağmurlara gelince… İsmet abi cevap versin bize;

sözlerimin anlamı beni ürkütüyor 
böylesine hazırlıklı değilim daha 
bilmek 
bu da ürkütüyor 
gene de biliyorum 
kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

-İsmet Özel

Seni karşıma alıp bütün gücümle bağırarak karamsarlığını ve dibe vuruşunu dakikalarca eleştirip kızmak istiyorum. Hayır efendim şiirle kalmayacağız. Ve sen bu şekilde yazmaya ara vereceksin. Okurken üzülüyor insan, yazarkende tahrik olmadığına eminim. Diyeceğim şudur. Kendi ağzına sıçma. Yapma bunu, harfler kısıtlı ve ben daha uzun daha mantıklı eleştiriler yapıp kendimi ifşa edemeyecek kadar korkağım. Özet şudur; acıyı anlatma. Herşeyi anlat kırılan yerini anlatma. Acı veriyor. Bizden çok sana.

Sana gönlümün sesi olan bi adamın yazısıyla yanıt verebilirim sanki;

Oturuyoruz, fal bakacak bana o yüzden kahve söylemişiz, fincanlar ters çevrilmiş soğumasını bekliyoruz, birbirini tanımaya çalışan iki çift göz karşısındakini süzüyor. Temkinliyiz, ikimiz de söze karşıdakinin girmesini bekliyoruz ama söyleyecek sözleri kafamızda hizaya sokamıyoruz.
-Yazdıklarını okudum, diyor.
-Nasıllar sence?
-Çok karamsar değiller mi, hiç mi güzel şey yaşamadın sen, hiç mi güzel anın olmadı?
-Oldu aslında, herkes gibi ve herkes kadar. Ama onları anlatmaya utanıyorum. 
Tuhaf bulmuş olmalı, yüzünü buruşturuyor. Devam ediyorum.
-Biz eskiden evimize ayda bir alışveriş yapardık, annem ya da babam poşetten bir şeyler alıp dışarıda yememize kızardı. Yiyemeyenler olabilir diye tembihlerdi, alamayanlar olabilir.
Yüzü hafiften aydınlanıyor.
-Yani, diyorum, ben o mutlu hikayeleri yazarken epeydir dipte olan adamın hüznünden utanırım. O güleç hikayeleri huzursuz bir kadının okumasını istemem.”

-Adem Öztürk Renas

Ayrıca, beni düşünen gönlünden öpüyorum. Ama inan bana, dillendirilmeyen yara hep taze kalıyor Temelkuran’ın dediği gibi. Böylesi daha az zararla kurtarıyor beni.